TÜRK YAZARLARI BİLKENT’TE: MURAT YETKİN

murat yetfdfdkin

MURAT YETKİN KÜTÜPHANEMİZDEYDİ…

Usta gazeteci ve köşe yazarı Murat Yetkin “Meraklısı İçin Entrikalar Kitabı Üzerine Söyleşi” isimli konuşmasıyla 20 Kasım Pazartesi günü, kütüphanemizde misafirimiz oldu. Murat Yetkin, siyaset dedektifliği yaparak yazdığı, Meraklısı için Entrikalar Kitabı’nda, casusluk romanlarına taş çıkaran, yakın siyasi tarihimize ait, gerçek casusluk ve entrika hikayelerinden oluşan 10 olayın perde arkasından küçük ayrıntılar  vererek, nefeslerimizi tutmamıza sebep oldu… Bizleri, siyasetin görünen yüzünden, karanlık yüzüne geçirerek, Türkiye’yi mesken tutan gizli saklı servislerin kanlı hesaplaşmalarından, CIA operasyonlarına,  iki ve hatta üç taraflı çalışan ajanlardan, 6-7 Eylül olaylarına,  ASALA’dan, Alman Büyükelçisi Franz von Papen’e suikast girişimine dek, binbir suratlı casusların  dünyanın kaderiyle oynadığı, hepsi gerçek öyküleri şaşkınlıkla dinledik.  6-7 Eylül 1955’te İstanbul’daki gizli bir İngiliz ajanın, daha sonra James Bond romanlarını yazan Ian Fleming olduğunu, ünlü Bond serisinin, sıkı bir istihbaratçı tarafından yazıldığını öğrenince, merakımız daha da arttı.

Söyleşinin ardından, misafirlerimizin kitaplarını imzalayan Sayın Murat Yetkin’e bize ayırdığı bu değerli zaman için teşekkürlerimizi sunuyoruz.

Pınar Aparı Çelik

Bu etkinlik  ile ilgili daha fazla fotoğraf görmek için Flickr hesabımızı ziyaret edebilirsiniz.

Murat Yetkin’in konuşmasının tamamına Youtube kanalımızdan erişebilirsiniz.

 

Advertisements

AHMET ÖZER KÜTÜPHANEMİZDEYDİ…

AhmetOzelTürk edebiyatının önemli isimlerinden, şair, yazar ve aynı zamanda üniversitemizin öğretim görevlisi, değerli hocamız Ahmet Özer’i, 14 Nisan 2014 Pazartesi günü “Şiir ve Hayat” isimli konuşmasıyla kütüphanemizde misafir ettik. Hocamız, hayatımızda esen şiir rüzgarlarıyla başladı konuşmasına…Ahmet Haşim’den Yahya Kemal’e; Nazım Hikmet’ten Necip Fazıl’a; Orhan Veli’den Cemal Süreya’ya, şair hikayeleri dinledik. Türk şiiri dönemlerini öylesine ustalıkla anlattı ki, misafirlerimizi şiir dünyasında bir gezintiye çıkardı. Ayrıca, Hocamızın sesinden şiirler dinleme mutluluğunu da yaşadık. Sevgili Hocamız Ahmet Özer’e bize ayırdığı bu değerli zaman için sonsuz teşekkürlerimizi sunuyoruz.
Pınar Aparı Çelik

Bu etkinlikle ilgili daha fazla fotoğraf görmek için Flickr hesabımızı ziyaret edebilirsiniz

HİLMİ YAVUZ KÜTÜPHANEMİZDEYDİ…

hilmyavuz1Hem Türk edebiyatının hem de Türk düşünce hayatının temel taşlarından, yazar, şair, eleştirmen, felsefeci ve aynı zamanda üniversitemizin öğretim görevlisi, değerli hocamız Hilmi Yavuz’u, 18 Nisan 2013 Perşembe günü “Sahih ve Merkezsizleşmiş Lirizm”  başlıklı konuşmasıyla, kütüphanemizde misafir ettik. Hocamız, önce sahih olmak nedir diye söze başladı.

Sahih olmak, bir anlamda hem geleneksel olmak hem de modern olmak demektir. Sahih şiirin “lirik” olabilmesi, onun hem modern lirizmin hem de geleneksel gazel türünün kriterlerini taşıyor olması gerekir. Benim şiirimde hem Doğu var hem Batı var.”

Biz de bu bilgiler ışığında,  Hocamızın şiirlerini kendi sesinden dinleme mutluluğunu yaşadık. Kütüphane Müdürümüz David Thornton ve eşi Ann Mary Thornton da şiirlerin İngilizce tercümelerini okuyarak, yabancı konuklarımızın da şiirlerden keyif almasını sağladılar.
Sevgili Hocamız Hilmi Yavuz’a bize ayırdığı bu değerli zaman için sonsuz teşekkürlerimizi sunuyoruz.

Pınar APARI ÇELİK

  

Bu etkinlikle ilgili daha fazla fotoğraf görmek için Flickr hesabımızı ziyaret edebilirsiniz

 

KÜTÜPHANE SOHBETLERİ: Turgut Uyar

Yeşermek Bir Gün Umudu

tumblr_lxk5f5rbzY1qawt4fo1_400

Umudunu ormanda yeşertir, denizde yüzdürür, sokaklar ucu denizlere… ya da dağlara, dağlara, çıkmak bir gün bir gün bir gün… Sakınmalı gözünden biriktirdiği umutları, şiirler devşirmeli biriken umutlardan. Bıkmalı şehirlerden, ama dünya güzel, dünya öyle güzel ki, sevişmek var, ölmek var… Güzel kadınlar sevmeli, geceleri kadınlarla sevişmeli. Umudunu kadınlara değil, gökyüzüne… duraklara, beklemelere… Görmez gözü, atlar bu evleri, bu evleri de, bunları da. Durma, göğe bakalım… bıkınca şehirlerden, güçlenip tuttuğu ellerden, kalabalık olup… gökyüzünden umut, geyikli geceden umut, denizlere açılan sokaklardan umut, umuttan şiir devşirip de… bir de üstüne… şair oluyordu.
Yalnızlıksız mıdır, yalnızlıksızlık mı bu? Kim bilir. Karanlıklı mıdır, karanlıkta mıdır? Kim bilir. Ama biliriz, uyumaz. Herkesi uyutur, bir kendini, bir de onu… Nasıl olsa sarhoşuz, nasıl olsa öpüşürüz sokaklarda… Herkes uyur, o ve öbürü, öbürü ve onun eski zaman gözleri, yalnız ağaçlar gibi, kalırlar, kalabalık olurlar. Kalana kadar, kendileri ve kendilerine kadar, göğe bakarlar.
durma, göğe bakalım
Gidip de bir ormanı tutuşturup gelmek, gidip de bir ormanı tutuşturup gelip oturmak, burada bana göre bir şeyler vardı, oturdum…
Serin serin değmek ayaklara, pırıl pırıl dalgalı deniz, diz boyu sulara… denize sor, umut der. dalgaya sor özgürlük… benim bir gizli bildiğim var…aşk da değişir, gerçeklik de, gizli bilinen de ve hatta umut da değişir… alı al kalır moru mor. ala inanır, mora inanır. tanrınız büyük amenna… inansın mı şimdi tanrıya? aynı anda kana, aşka hem de tanrıya? ölüme, sevmeye, sevişmeye, geceye… ve tanrıya? ekmek derdi, aşk derdi, dün ne yediğini unuturken, dönüp, tanrıya? işte insanlar bu minval üzre…
Dedikten sonra…
Sonra da uzanıp, kendi yanaklarından öpüyordu.

Üçüncü kütüphane sohbetimize Turgut Uyar konuk oldu bugün, şiiriyle, şiirindeki özle. Katılımcılara ve şiir okuyanlara ve özellikle desteklerinden ötürü kütüphanemize teşekkür ederiz.

Serencan ERCİYAS

Bu etkinlikle ilgili daha fazla fotoğraf görmek için Flickr hesabımızı ziyaret edebilirsiniz

KÜTÜPHANE SOHBETLERİ: AHMET ÜMİT

“Sözler hakikat değil, ağzımızdan çıkan seslerdir. Yeryüzünün gelmiş geçmiş en yetenekli söz ustaları dahi yaşamın en basit anlarını bile bize gerektiği gibi anlatamaz. Renkleri gösteremez, kokuyu duyuramaz, dokunuşun verdiği hazzı hissettiremez, sesleri işittiremez, yiyecekleri tattıramaz. Diyelim ki bir mucize oldu bunları yaptı; ama insanın ruhunda olup biteni aktaramaz. Belki akıl yürütür. Belki gürbüz düşüncesini aklın üç ayağından biri olan mantığın üzerine bindirip zihnin sonsuz ufuklarında keyfince gezdirir; ama insan ruhunun an be an değişen halini asla gerektiği gibi anlatamaz.”
 Ahmet Ümit, Bab-ı Esrar

P1050523Gizem ve merak üzerine yazar Ahmet Ümit; okuyucusunu takar peşine ve kimi zaman bir padişahın zihninde kimi zaman Beyoğlu’nun arka sokaklarında soluk soluğa bırakır onu. Bilinmeyeni kovaladığımız bir tarih yolculuğudur bu; ya da tarihe tanıklık ettiğimiz bir kovalamaca. Merak ile bilgi iç içe geçer onun romanlarında. Bir yanda olay örgüsünde sizi bilinmeyenle bilgisizce baş başa bırakırken, öteki yanda arka planda aslında olağanüstü bir bilgi akışı vardır. Alelade bir cinayet değildir peşine düştüğünüz. Siz katili kovalarken bir anda kişilik analizlerinden, tarih bilmecelerinden ve insan ilişkilerinin ağır boyutuna tabi duygulardan oluşan bir karmaşada bulursunuz kendinizi. Karmaşa da değildir aslında bu, karışan sizsinizdir: Siz ana karaktersinizdir, duyguları sizindir, yaşadığı şehir size aittir. Şaşırtmayı da iyi bilmiştir Ahmet Ümit. Siz bu karmaşada olayı bırakıp kendinizi ararken, aslında o size birçok ipucu verir. Amaç da budur ya işte, hikayede önce katili aratır sonra sizi kaybeder; siz katili çoktan bulduğunuzda fark etmezsiniz bile çünkü artık kendiniz kayıpsınızdır.
Geçtiğimiz Perşembe Bilkent Edebiyat Topluluğu ve Bilkent Üniversitesi Merkez Kütüphanesi’nin her dönem bir kere düzenlediği ikinci Kütüphane Sohbetleri etkinliği kapsamında elimizden ve dilimizden geldiğince Ahmet Ümit’i ve edebiyatını konuşmaya çalıştık. Kimi zaman Komiser Nevzat’ın kişiliğinde savrulan çelişkilerde aradık kendimizi; kimi zaman ise Ahmet Ümit’in kaleminden akıp gitmiş duyguların yoğunluğuna kapıldık. Kahvelerimizi yudumlarken hikayelerinde kendimizi aradık. Belki de kimimiz bazı şeyler bulduk kendimize dair de,  itiraf edemedik. Çoğu zaman birbirimizde gördüğümüz şey ise gözümüzde bir anlığına parlamış olan ışıltısıydı yakaladığımız küçük bir ipucunun. Önce yazarın hayatına bir göz attık, sonra romanlarının peşine düştük. Verimli geçen hoş sohbetimizin sonunda gelen iki şanslı kişiye Ahmet Ümit kitabı hediye ettik. İkinci dönem üçüncüsü düzenlenecek olan sohbetimize ise tüm Bilkentli edebiyatseverler davetlidir.

Serencan ERCİYAS

Bu etkinlikle ilgili daha fazla fotoğraf görmek için Flickr hesabımızı ziyaret edebilirsiniz

ERENDİZ ATASÜ KÜTÜPHANEMİZDEYDİ…

Çağdaş Türk Edebiyatı’nın önemli isimlerinden Erendiz Atasü, 18 Nisan Çarşamba günü, “Yazarın Dünyasından Yapıta”  adlı konuşmasıyla kütüphanemizde misafirimiz oldu. Yazarımız, önce, kendi çocukluğuna götürdü bizleri. Daha o zamanlardan, çok okuduğunu, çok hayal kurduğunu ve bu süreçte, iç dünyasında biriktirdiklerini, bunları yapıtlarına nasıl aktardığını ve nasıl sözcüklerle somutlaştırdığını anlattı.
Sayın Atasü, akademisyenlik yaptığı yıllar içerisinde,  kadınların ikinci sınıf vatandaş olduğunu farkedince, yazmalıyım diye düşünmüş ve kendi deyimiyle “meselesi olan bir yazar” olmuş. 30 yıllık yazarlık hayatı boyunca, kadın sorunlarına duyarsız kalamamış,  haksızlığa uğrayan kadınlardan taraf olmuş, “kadın edebiyatı”  üzerine çok önemli eserler vermiş. Meselesi sadece kadın olmamış, laik toplum üzerine denemeler de yazmış, edebiyat eleştirileri de. Yazılarıyla, genç meslektaşlarını hem yönlendirmiş, hem yüreklendirmiş. Erendiz Atasü, son kitabı “Güneş Saygılı’nın Gerçek Yaşamı” ndan da bahsetti misafirlerimize. Güneş Saygılı’nın, Türkiye’de hem kadın, hem de aydın olmanın bedelini nasıl ödediğini ve intikamını nasıl aldığını anlattı.
Söyleşimiz, edebiyatsever misafirlerimizin sorularıyla son buldu. Erendiz Atasü, sıcacık üslubu, Türkçeyi kullanmadaki zarafeti ve müthiş enerjisiyle, bizleri kendisine hayran bıraktı. Ankaralı olmasıyla gurur duyduğumuz yazarımıza, bize ayırdığı bu değerli zaman için sonsuz teşekkürlerimizi sunuyoruz.

Pınar APARI ÇELİK