BRING YOUR BOOK, LET’S READ TOGETHER…

OkumaBlogBilkent University Library is pleased to inform you that the Library will participate in the “Book Reading Event” to be held throughout Turkey on Wednesday, 27 March 2013, the third day of the 49th Library Week. The aim of this event is to attract the attention of society to books and librarians and also to develop community awareness of the habit of reading. We hope to see students, faculty members, librarians and other Bilkent staff on the grass area between Main Campus Library and the Rectorate building between 12.30 to 13.30 on Wednesday to read their own books together.

KÜTÜPHANE SOHBETLERİ: AHMET ÜMİT

“Sözler hakikat değil, ağzımızdan çıkan seslerdir. Yeryüzünün gelmiş geçmiş en yetenekli söz ustaları dahi yaşamın en basit anlarını bile bize gerektiği gibi anlatamaz. Renkleri gösteremez, kokuyu duyuramaz, dokunuşun verdiği hazzı hissettiremez, sesleri işittiremez, yiyecekleri tattıramaz. Diyelim ki bir mucize oldu bunları yaptı; ama insanın ruhunda olup biteni aktaramaz. Belki akıl yürütür. Belki gürbüz düşüncesini aklın üç ayağından biri olan mantığın üzerine bindirip zihnin sonsuz ufuklarında keyfince gezdirir; ama insan ruhunun an be an değişen halini asla gerektiği gibi anlatamaz.”
 Ahmet Ümit, Bab-ı Esrar

P1050523Gizem ve merak üzerine yazar Ahmet Ümit; okuyucusunu takar peşine ve kimi zaman bir padişahın zihninde kimi zaman Beyoğlu’nun arka sokaklarında soluk soluğa bırakır onu. Bilinmeyeni kovaladığımız bir tarih yolculuğudur bu; ya da tarihe tanıklık ettiğimiz bir kovalamaca. Merak ile bilgi iç içe geçer onun romanlarında. Bir yanda olay örgüsünde sizi bilinmeyenle bilgisizce baş başa bırakırken, öteki yanda arka planda aslında olağanüstü bir bilgi akışı vardır. Alelade bir cinayet değildir peşine düştüğünüz. Siz katili kovalarken bir anda kişilik analizlerinden, tarih bilmecelerinden ve insan ilişkilerinin ağır boyutuna tabi duygulardan oluşan bir karmaşada bulursunuz kendinizi. Karmaşa da değildir aslında bu, karışan sizsinizdir: Siz ana karaktersinizdir, duyguları sizindir, yaşadığı şehir size aittir. Şaşırtmayı da iyi bilmiştir Ahmet Ümit. Siz bu karmaşada olayı bırakıp kendinizi ararken, aslında o size birçok ipucu verir. Amaç da budur ya işte, hikayede önce katili aratır sonra sizi kaybeder; siz katili çoktan bulduğunuzda fark etmezsiniz bile çünkü artık kendiniz kayıpsınızdır.
Geçtiğimiz Perşembe Bilkent Edebiyat Topluluğu ve Bilkent Üniversitesi Merkez Kütüphanesi’nin her dönem bir kere düzenlediği ikinci Kütüphane Sohbetleri etkinliği kapsamında elimizden ve dilimizden geldiğince Ahmet Ümit’i ve edebiyatını konuşmaya çalıştık. Kimi zaman Komiser Nevzat’ın kişiliğinde savrulan çelişkilerde aradık kendimizi; kimi zaman ise Ahmet Ümit’in kaleminden akıp gitmiş duyguların yoğunluğuna kapıldık. Kahvelerimizi yudumlarken hikayelerinde kendimizi aradık. Belki de kimimiz bazı şeyler bulduk kendimize dair de,  itiraf edemedik. Çoğu zaman birbirimizde gördüğümüz şey ise gözümüzde bir anlığına parlamış olan ışıltısıydı yakaladığımız küçük bir ipucunun. Önce yazarın hayatına bir göz attık, sonra romanlarının peşine düştük. Verimli geçen hoş sohbetimizin sonunda gelen iki şanslı kişiye Ahmet Ümit kitabı hediye ettik. İkinci dönem üçüncüsü düzenlenecek olan sohbetimize ise tüm Bilkentli edebiyatseverler davetlidir.

Serencan ERCİYAS

Bu etkinlikle ilgili daha fazla fotoğraf görmek için Flickr hesabımızı ziyaret edebilirsiniz

ERENDİZ ATASÜ KÜTÜPHANEMİZDEYDİ…

Çağdaş Türk Edebiyatı’nın önemli isimlerinden Erendiz Atasü, 18 Nisan Çarşamba günü, “Yazarın Dünyasından Yapıta”  adlı konuşmasıyla kütüphanemizde misafirimiz oldu. Yazarımız, önce, kendi çocukluğuna götürdü bizleri. Daha o zamanlardan, çok okuduğunu, çok hayal kurduğunu ve bu süreçte, iç dünyasında biriktirdiklerini, bunları yapıtlarına nasıl aktardığını ve nasıl sözcüklerle somutlaştırdığını anlattı.
Sayın Atasü, akademisyenlik yaptığı yıllar içerisinde,  kadınların ikinci sınıf vatandaş olduğunu farkedince, yazmalıyım diye düşünmüş ve kendi deyimiyle “meselesi olan bir yazar” olmuş. 30 yıllık yazarlık hayatı boyunca, kadın sorunlarına duyarsız kalamamış,  haksızlığa uğrayan kadınlardan taraf olmuş, “kadın edebiyatı”  üzerine çok önemli eserler vermiş. Meselesi sadece kadın olmamış, laik toplum üzerine denemeler de yazmış, edebiyat eleştirileri de. Yazılarıyla, genç meslektaşlarını hem yönlendirmiş, hem yüreklendirmiş. Erendiz Atasü, son kitabı “Güneş Saygılı’nın Gerçek Yaşamı” ndan da bahsetti misafirlerimize. Güneş Saygılı’nın, Türkiye’de hem kadın, hem de aydın olmanın bedelini nasıl ödediğini ve intikamını nasıl aldığını anlattı.
Söyleşimiz, edebiyatsever misafirlerimizin sorularıyla son buldu. Erendiz Atasü, sıcacık üslubu, Türkçeyi kullanmadaki zarafeti ve müthiş enerjisiyle, bizleri kendisine hayran bıraktı. Ankaralı olmasıyla gurur duyduğumuz yazarımıza, bize ayırdığı bu değerli zaman için sonsuz teşekkürlerimizi sunuyoruz.

Pınar APARI ÇELİK

AMERICAN TURKISH ENCOUNTERS, POLITICS AND CULTURE, 1830-1989

 

AMERICAN TURKISH ENCOUNTERS, POLITICS AND CULTURE, 1830-1989
edited by Nur Bilge Criss, Selçuk Esenbel, Tony Greenwood and Louis Mazzari

(Cambridge Scholars Publishing, Newcastle upon Tyne)

 

Turkey and the United States have been critically important to each other since the beginning of the Cold War.  The history of Turkish-American relations includes not only strategic, but also political, social, cultural and intellectual dimensions.  While critical to understanding Turkish-American relations, these dimensions rarely surface in today’s discourse, which reduces bilateral relations to issues currently being contested.  In reality, the encounter between East and West embodied in Turkish-American interactions ranges from the official and diplomatic, to unofficial and informal exchanges at the social and individual level; while often compatible and friendly, such interactions occasionally have been less so.  Authors from both countries developed a variety of perspectives on their interactions through original research that will enable both specialists and general readers to appreciate its many facets. Nur Bilge Criss is Assistant Professor in International Relations at Bilkent.

NAZLI ERAY KÜTÜPHANEMİZDEYDİ…

Türk Edebiyatı’nın önemli isimlerinden, sevgili Nazlı Eray’ı 7 Aralık Çarşamba günü kütüphanemizde misafir etme mutluluğunu yaşadık. Bizi “büyülü gerçekçilik” dünyasına, kitaplarıyla ve anılarıyla dolu, doyumsuz bir sohbete dahil etti. Çocukluğunda keşfettiği müthiş hayal gücünün etkisiyle yazdığı ilk romanı “Ah Bayım Ah” ın kahramanı Mösyö Hristo’yu öyle gerçek anlatıyordu ki, Mösyö Hristo Şişhane’deki apartmandan, kuş olup, kütüphanemize kanatlanıverdi. Misafirlerimizden biri Nazlı Eray’ın kitaplarını okumadığını, adeta romanın içindeymiş gibi yaşadığını söyledi. Aynı zamanda ressam olduğunu öğrendiğimiz sevgili Nazlı Eray, samimi, içten, sıcacık anlatımı, fantastik kurgularıyla, her yaş grubundan okurun hayranlığını kazanmış, kitaplarıyla hem gönüllerde hem de kitaplıklarda kendisine kocaman bir yer edinmiş. Çocuklar için yazdığı Karga Feramuz’un Aşkı, Frej Apartmanı’nın Esrarı, Sihirli Saray gibi kitaplarıyla,  çocuklar da bu müthiş hayal dünyasıyla şimdiden tanışmışlar. Bizler de,  Aşkı Giyinen Adam,  Aşk Artık Burada Oturmuyor, Kalbinde Kadın Taşıyan Erkekler Birahanesi, Eski Gece Parçaları ve daha nicesini, okuduklarımızı ve okuyacaklarımızı kucaklayıp, yazarımızın imzalaması için sıralandık. Nazlı Eray’ın okuyucularıyla samimi ve sıcak iletişimi,  hepimizi öylesine heyecanlandırdı ki, tek tek fotoğraf çektirmekten, doyasıya sohbet etmekten kendimizi alamadık.  Bizimle paylaştığı sıcacık duygular ve bize ayırdığı bu değerli zaman için sevgili Nazlı Eray’a sonsuz teşekkürlerimizi sunuyoruz.
Pınar APARI ÇELİK

Bu etkinlikle ilgili daha fazla fotoğraf görmek için Flickr hesabımızı ziyaret edebilirsiniz

ROMANCES OF FREE TRADE by Ayşe Çelikkol

In July 2011, Ayşe Çelikkol (ELIT and AMER) published a book through Oxford University Press on nineteenth-century British literary and economic history, titled Romances of Free Trade: British Literature, Laissez-Faire, and the Global Nineteenth Century.  In this book, Çelikkol shows that many of the concerns that we commonly associate with present-day globalization were already afloat in nineteenth-century Britain, during the advent of the free-market economy.  Not unlike us, Britons in the nineteenth century pondered the fate of patriotism and the nation-state, and they experienced a heightened awareness of the permeability of borders.
Combining literary analysis with the history of economic thought, Romances of Free Trade offers an interdisciplinary approach to the nineteenth century.  It demonstrates that novels, poems, and plays worked in tandem with political economy to explore how the increased fluidity of capital would reshape society.  Just as political economists argued that the state should not intervene in foreign commerce, the literary genre of the romance allowed Britons to imagine a world in which commodies flow uncontrollably.  Global commerical traffic promised borderless harmony for some authors, but for others it signalled the advent of a decentered world in which chaos reigns supreme.  The literary genre of the romance, argues Çelikkol, was especially useful for imagining borderlessness and decentralization.  Romance tales often narrate nautical adventures; some are abound with pirates and smugglers, and others are set in lush islands in the middle of nowhere.
At Bilkent, Çelikkol teaches a number of courses that reflect her interest in the history of globalization.  In the Department of American Culture and Literature, she has taught courses on cultures of global capitalism and transatlantic literature.  In 2011, in the Department of English Language and Literature, she offered a course that explored cosmopolitan identities and the notion of the world-citizen.